Tiroid Kanseri Nedir? google

Herşeyden önce bilinmelidir ki Tiroid bezi vücuttaki en önemli bezlerden biridir. İşlev anlamıyla bakılacak olursa bir çok organın ve işleyişleyişinin rehberi niteliğinde olan bu bezin salgıladığı tiroid hormonu dışında kendi içerisnde iyi ya da kötü huylu tümörleri olabilir. İyi huylu olan tümörlere guatr diye tabir ediliyor tıp dilinde ve iyot eksikliğine bağlı olarak bilhassa hacimce büyümesi hadisesi. Eğer kötü huylu bir hacim büyümesi varsa tiroid bezinde bu da maalesef tiroid kanseri olarak karşımıza çıkıyor. Sonuç olarak tiroid kanseri kötü huylu bir tümördür ve tekrarlayabilen bir özelliği vardır. Aslen bu yüzden kötü huyludur. Tekrarlama yalnızca tiroid bezinin kendi üzerinde olmayabilir. Farklı komşu bölgelere de sıçrayabilen ki buna metastaz deniyor bir hastalık. Bunun dışında bulunduğu yerden daha uzak organ ve dokulara da yayılabiliyor. Komşu lenf bezleri iken bazen de kemiklere ya da daha farklı organlara yayılabiliyor.

Tiroid bezi boyunde nefes borusunun hemen ön kısmında bulunan papyon şekilli bir bezdir ve işlevleri şunlardır.

Metabolizmayı düzenlemek

Ne kadar kilo alınacak ya da ne kadar kilo verilecek

Vücudun ısısı ve nemini düzenlemek

kalp atışının dakika da kaç kere olacağı

Hanımların kaç günde bir adet olacağı

Büyük tuvalet alışkanlığının günde kaç defa olacağı bunlardan sadece bir kaçı

Karaciğer Yetmezliğini Önlenemk İçin Nelere Dikkat Edilmeli ve Nasıl Beslenilmelidir. google

Herşeyden önce bilinmelidirki karaciğer yetmezliği rahatsızlığı başlama aşamasında hiç bir şikayete neden olmayan sinsi bir hastalıktır. Bu sebepten dolayı düzenli olarak doktor kontrolünden geçerek ilk ve en önemli önlemi almış olursunuz. Kontrolde yapılacak en önemli şey en az yılda bir kez karaciğer enzimlerinin ölçülmesi olacaktır. Hepatit B ve Hepatit C belirli aralıklarla birkaç yılda bir kontrol edilmesi tavsiye edilir. Çünkü hepatit B veya hepatit C varsa vücutta tedavisi mümkündür ve daha kolaydır. Bunların yanı sıra alkol almamakta önemli hususlar arasındadır hele ki hasta hepatit B veya hepatit C taşıyıcıysa. Alkolün karaciğere vereceği hasar sağlıklı bir kişininkinden oldulça şiddetli olacaktır. Sağlıklı kişilerde ise günlük yüksek oranlı alkolden kaçınmak iyi bir önlemdir. Erkekler için iki bardak şarap ya da 100cc rakı karaciğer yağlanması ve siroza neden olabilir. Kadınlar için ise bu oranın yarısıdır. Eğer bu etkenlere dikkat edilmez ve hergün bu oranlarda ya da daha yüksek oranlarda alkol tüketilirse karaciğer yağlanması ve siroz hastalığına yakalanmamak mümkün değildir. Bunların dışında kilomuzu kontrol altında tutmak ve kan şekerini düzenli olarak takip etmek karaciğer yetmezliğinden bizi koruyacak kalkanlardır. Ayrıca düzenli egzersiz ve spor yapmak karaciğeri koruyucu diğer etkenlerdendir.

Gelelim bu hastalıktan müzdarip hastaların nasıl besleneceğine. Öncelikle geçmiş olsun diyerek söze başlamak istiyorum ve hayatınızda bu hastalıkla savaşmak adına alacağınız ilk karar tuzu tamamen hayatınızdan çıkarmaktır. Tuz kesinlikle yasak. Yemeklerden ve hatta ekmekte bile tuz olmamalıdır ve ömrünüz süresince tuzsuz beslenmelisiniz. Neden tuz yememeliyiz diyorsanız. Tuz vücutta oldukça vücudumuz su toplar ve karaciğere bağlı rahatsızlıklar daha hızlı ilerler. Karaciğer rahatsızlığı yaşayan hastalarda kas erimeleri ve protein kaybı olacağından düzenli protein alınmalıdır. Vücut ağırlığınız kadar gram protein almalısınız örneğin 70 kilo iseniz 70 gram günlük protein ihtiyacaınız olacaktır. Bu miktarı düzenli olarak almanız kas kaybı ve protein eksikliğini ortadan kaldıracaktır. Protein kaynaklarının en önemlilerinden biri yumurta ve beyaz ettir. Ancak eti de yağlı tüketmek zararlı olacaktır. Proteinlerin yanı sıra günlük kalori miktarını da bir miktar arttırmak daha faydalı olacaktır. Kan şekerindeki ciddi düşüşlerden kaçınılmalı uzun süre aç kalınmamalıdır. Bu nedenle bu tür hastalar oruç tutmamalıdır. Gece kan düşmesini engellemek için yatmadan önce bir dilim ekmek peynir ya da bir dilim ekmek reçel almak rahatlatıcı olacaktır. Sadece bir dilim aşırıya kaçmadan. Bol sebze ve bol meyve tüketilmelidir ancak her sağlıklı insan gibi az az ve sık yemek yenmelidir.

Karaciğer Yetmezliği Tedavisi google

Karaciğer yetmezliği günümüzün önemli hastalıkları arasındadır. Bu hastalıkta iki adet önemli safha bulunmaktadır. Birincisi daha sinsi ve riskli olan kronik hepatitler safhasıdır. Bu dönemde siroz vücuda henüz yerleşmemiştir ve karaciğerle ilgili komplikasyonlar ise tamamiyle ortaya çıkmamıştır. Bu dönem oluşmadan kronik karaciğer hastalığı yakalanmalı ve tedavi altına alınmalıdır. Virüs tabanlı hepatitler dediğimiz hepatit B ve hepatit C bu safhada vücudunuz içerisinde yakalanırsa tedavi etme şansı çok daha yüksek. Bu durumlar için doktorlarımız antiviral ilaçları reçete ederek tedaviye ulaşabiliyorlar. Antiviral ilaçların kullanımındaki amaç virüsler daha siroz oluşumuna başlamadan ve bu vahim tabloyla başbaşa kalmadan hemen hepatit B ve hepatit C virüslerini vücuttan atarak uzaklaştrıırmak. İçiniz rahat olsun hepatit B başta olmak üzere antiviral ilaçlar piyasada bolca bulunmakta. İlaç tedavisi ile ilgili olan kötü haber ise tedavi sürecinin çok uzun olmasıdır.

İkinci durum için ise karaciğerde sirozun görüldüğü durumlardır. Bu durumlar genelde rutin doktor kontrollerine gitmeyen hastalarda görülmektedir. Bu durumda ise karaciğer komplikasyonlarıyla mücadele ilk sırada yer alacaktır. Eğer kanda su toplaması varsa hastanın kandaki bu fazla suyu atması için doktorlar genelde idrar söktürücü ilaçlara başvurmaktadırlar.Eğer bir varis kanaması ya da sindirim sistemi kanaması varsa bu sefer tedavi bu yönde ilerleyecektir. İleride oluşabilecek kanamaları engellemek için koruyucu tedavilerde uygulanır. Siroz yerleştikten ve karaciğer yetmezliği son aşamaya geldiğinde ise karaciğer nakli en önemli tedaviler arasındadır.

Diş Eti Çekilmesi Nasıl Tedavi Edilir Belirtileri Nelerdir? google

Diş eti çekilmesi günümüzde sık rastlanan rahatsızlıklar arasındadır. Başlıca nedenleri arasında genel diş fırçalama hataları, kalıtımsal diş etinde bulunabilen hastalıklar yada sizde bulunan diş hastalığı olabilir. Diş eti hastalıkları olsun ya da kalıtımsal olsun bu süreçle başedebilmenin özü dişleri düzenli ve doğru fırçalamaktır. Düzenliden kastımız tabiki günde üç defa olmalıdır. Bakteri plağı denilen şey aslında yediklerimizden artanların diş eti ile diş üzerine yapışarak kalıcı bir hal almasıdır. Diş fırçalama ile ancak öğünden sonraki bakteri plakları kaldırılabilir eğer gün atlarsak ya da öğün atlarsak bakteri plağı iyice yapışır ve daha fazla fırçalamayla ortadan kaldırılamaz hale gelir. Diş eti plağında bulunan bakteriler yapışmış olan artıklarla beslenerek çoğalır ve kendilerine büyümek için yer açma ihtiyacı duyarlar. Gelişen bakteriler diş etinin altına doğru kendilerine yer açarlar ve diş etinin altında kokuşan bir tabaka haline gelirler ve malesef biz bunu hemen anlayamayız. Bu yüzden ağız kokusu olduğunda bilmemiz gereken en önemli şey bu bölgede biriken bakteri plakları yüzünden ağız kokusu oluşur. Bu süreçte farkına varmamız gereken en önemli şey diş eti çekilmesinin bir süre sonra ortaya çıkacağı. Bunun için hemen önlem almak gerekir.

Diş eti çekilmesi ortaya çıktıktan sonra diş eti eski yerine tekrar gelmez. Aslında tedavi diş eti çekilmesine engel olmak amaçlıdır. Diş eti çekilmesinin nedenleri olan bakteriler ve diş taşları temizlenmelidir. Kazınarak temizlenmesi en uygun yöntem olacaktır. Böylece bu diş taşlarının ve bakterilerin kazındığı yerlerde diş eti tekrar eski sağlığına kavuşacak ve diş köküne yapışacaktır. Bütün tedavilerde genel amaç budur. Sağlıklı diş etlerinin kök yüzeyine yapışması belirli bir süreç gerektirir. Bu süreçte dişlerin düzenli fırçalanması ve boşalan yüzeylerde yeni plaklar oluşmaması çok önemlidir.

Geçmiş olsun dileklerimizle.

Hangi Şeker Türleri Diabet Nedenidir ? google

Aslına bakarsanız karbonhidrat dediğimiz ailede süt şekeri laktoz, meyva şekeri fruktoz da yer almaktadır. Bu masum şekerlerin dahi aşırı tüketilmesi diabet hastalığına davetiye çıkarması işten bile değildir. Ancak asıl porblem olan rafine glukozlardır.  Yani bildiğimiz adıyla toz ve kesme şeker ve bunlardan üretilen gıdalardır. Pankreas bölgesini oldukça yoran bu gıdaların vücuda girer girmez trigliserid yani yağ olarak depolanması , obeziteteye davetiye çıkarması ve artan yağ dokusunun pankreasa direnç gösteren dokuların başında gelerek pankreası zorlayan insulin direncini vücuda davet eden temel doku olması altta yatan bozukluktur. Rafine glukozdan zengin beslenme  pankreası hem yorarak hem de anlık iş yükünü artırarak vücuda diabeti davetiye çıkaran bir beslenme alışkanlığı tarzıdır.